Şu temel soruyu hep ıskalıyoruz: Neden, ama neden?
Evet neden? Neden Kılıçdaroğlu Bey 13 yılı aşkın süre CHP'ye başkanlık yaptıktan, hiçbir seçim kazanamadıktan sonra hâlâ CHP'ye başkan olmak istiyor? Hayatının sonuna kadar orada kalma eğilimi gösteriyor? Neden, arkadaşlar çeşitli nedenlerle başaramadım, değişime ihtiyaç var, buyurun sıra sizde, diyemiyor, demiyor?
Tayyip Bey sürekli kazanan AKP başkanı. AKP onu bırakmıyor. Bu seçimi kaybetse bile, parti üzerinde kurduğu egemenlik nedeniyle yine koltuğunu korur.
Kemal Bey, sürekli kaybeden parti başkanı. CHP'de durum şu: CHP sürekli kaybedenlerin başkan olduğu bir ölü parti.
Kemal Bey demek istiyor ki: “Arkadaşlar benim henüz kaybettireceğim seçimler var. Parti başında kalmam gerek.”
Ancak başkanlığı -iktidarı- koltuğu asla terk etmemek (otokrat karakter de diyebilirsiniz); Tayyip Bey ile Kemal Bey’in ortak bağları bu olsa gerek.
Şöyle komik bir cümle de kurabilirsiniz: O koltuğunu bırakıyor mu ki ben bırakayım? Anca beraber kanca beraber...
Tayyip Bey, 13 yıldır kanka oldukları Kemal Bey ile macerasını da bitirmek istemiyor.
13.5 yıl boyunca kendisine tatlı zamanlar yaşatan Kemal Bey’in gitmesine gönlü razı değil.
Hele gelinen bugünkü anda, nihayet seçimleri kaybetme olasılığının en yüksek olduğu siyasi hayatını, yine ülke lideri olarak dahası hayata veda edinceye kadar sürdürmenin yolunun, Kemal Bey’i CHP koltuğunda tutmaktan geçtiğinin bilincinde, tecrübe ile sabit.
Bu nedenle de gönlü razı olmadı gitmesine, risk aldı, sürecin altına elini koydu ve Kemal Bey’in kucağına bir “mutlak butlan” ı seçim hediyesi olarak bıraktı.
Bakmayın siz Tayyip Bey’in “Hiçbir dahlimiz yok” demesine, mutlak butlan kararı ile aslında geri planda kendi partisine ve Türkiye’ye de bir güç gösterisi yapıyor: Yapamayacağım başka ne kaldı? (Daha bir sürü var, yapacağı!... Hepsini göreceğiz.) Ve parti üzerinde vazgeçilmezliğini pekiştiriyor.
Önümüzdeki seçim sürecinde umudu 13 yıl boyunca yaşadığımız kazan-kaybet oyununu , Kemal Bey’in kucağındaki hediyesi sayesinde sürdürmek (tabii hayal görüyor olabilir, artık bu kadim dostunun arkasında pek kimse yok!).
Benim anlamadığım, pek çok milletvekilinin ve partilinin, Tayyip Bey’in bu oyununa, üstelik zevk alarak Kemal Bey’in safında katıldıklarıdır.
Yahu o kadar biriktirdiğinizi düşündüğüm siyasi deneyimlerinizi nereye kaldırdınız, buzdolabına mı derin dondurucuya mı, yoksa bir banka kasasına mı?
Size Tayyip Bey’in bu oyununda cazip gelen ne?
CHP’liliklerinden mi şüphe etmeliyiz, CHP’nin bundan sonra iktidara ulaşmasının imkânsızlığına olan inançlarını mı düşünmeliyiz?
Yoksa CHP’nin kasasındaki 1 milyar TL’nin cazibesinin “para varsa” sürekli ana muhalefet olmayı garantilediklerini mi düşünüyorlar?
Zor günler... Daha zorlarının kapıda olduğu hissini bastırmak giderek zorlaşıyor. ekonomideki yangın sönmüyor.
Evet neden? Neden Kılıçdaroğlu Bey 13 yılı aşkın süre CHP’ye başkanlık yaptıktan, hiçbir seçim kazanamadıktan sonra hâlâ CHP’ye başkan olmak istiyor?
İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.
Faşizm yapısı gereği ve kategorik olarak ahlaksızlıktır.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçen hafta Japonya merkezli Nikei Asia gazetesine yazdığı makale önemliydi, iç politik gündemin ağırlığı nedeniyle değinemedik.
Türkiye’nin kaotik gündemine günlerdir bir de nafaka tartışması eklendi.
2000 yılında katıldığı bir konferansta, meslektaşlarının içinde bulunulan dönemi hâlâ Holosen diye adlandırmakta ısrar etmelerine tepki gösteren Nobel ödüllü atmosfer kimyacısı Paul Crutzen, artık o dönemin geride kaldığını vurgulayarak “Antroposen çağındayız!” dedi.
Türkiye’de çok partili yaşama geçiş, 1946 yılıyla anılır. DP’nin 7 Ocak 1946’da kurulmasına denk getirilen bu tarih, aslında tartışmalıdır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Kültür Yolu” projesi artık yalnızca bir etkinlik takvimi değil; şehir şehir dolaşan, meydanlara sahneler kuran, konserlerle, sergilerle, söyleşilerle kendini gösteren büyük bir organizasyon ağı.
Gerçek anlamda, “demokratik hukuk devleti”nden söz edilebilmesi için her şeyden önce birtakım kurumların ve işleyen kuralların olması gerekir.
Evet neden? Neden Kılıçdaroğlu Bey 13 yılı aşkın süre CHP’ye başkanlık yaptıktan, hiçbir seçim kazanamadıktan sonra hâlâ CHP’ye başkan olmak istiyor?
Büyükada’da bir eczane sahibi ile sohbet ediyoruz.
Yeni geline gel biraz oyna demişler.
Kulağıma eğildi ve “Erdoğan MHP’ye alternatif olarak Kemal Bey’i yeni ve yedek ittifakı olarak hazırlıyor” dedi; “MHP çevrelerinde de bu konuşuluyor”
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
