USD/TRY38.42 ▼
EUR/TRY41.15 ▲
Gram Altın3.842 TL ▲
BIST 1009.845 ▲
Bitcoin$84.250 ▼
Ethereum$3.120 ▲
Petrol$62.30 ▼
SON DAKİKA
Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor • Haber Kaydır — Türkiye ve dünyadan anlık haberler • Son dakika gelişmeleri • Gündem, magazin ve spor •
Son Dakika 1 gün önce

Dr. Erdi Yetkin mutlak butlan kararının hukuk ilkelerinin tümden reddi olduğunu söyledi: 'Düşman hukukundan beter'

HK Yazan: Haber Kaydır Editörlüğü Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika Orijinal Haber ›
Ceza hukukçusu Dr Erdi Yetkin Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.

Ceza hukukçusu Dr Erdi Yetkin Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.

- Günümüzde düşman ceza hukukundan çok söz ediliyor, nedir düşman ceza hukuku, Türkiye’de şu an düşman ceza hukuku mu uygulanıyor?

Alman bir hukuk profesörü akademik bir makale yazıyor ve hukuk düzeninin düşmanlarına farklı bir hukuk uygulanabileceğini söylüyor. İlk dönem ilgi çekmeyen makale 11 Eylül saldırılarının ardından tekrar gündeme gelip ünleniyor. Özetle teoride “Cinsel suç failleri, terör suçluları, organize suç örgütleri üyeleri gibi hukuk düzenine temelden düşman olarak kodlanan kişilere vatandaş muamelesi yapamayız, bunlara özel bir hukuk biçimi uygulanmalı” diyor. Düşman Ceza Hukuku üzerine çalışmış biri olarak söylüyorum bu teori Türkiye’deki yargılamaları izah etmiyor. Bizde özel olarak düşmanlara yönelik bir hukuk yok, bizdeki sorun şu: mevcut kuralların tamamen dışına sapmış belli yargılamalar var ve bunların sayısı çoğalıyor. Örneğin Enis Berberoğlu, Osman Kavala, Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Tayfun Kahraman davalarının özelliği AYM kararlarının uygulanmaması. Ben 2022’de yazdığım bir makalede “Türkiye henüz İkili devlet değil ama o yöne ilerliyor” demiştim. Aradan geçen zamanda örnekler çoğaldı. Bugün belki Türkiye’ye düşman ceza hukuku teorisi uymuyor ama başka bir Alman profesörün teorisi, daha beter bir teori Türkiye’deki gelişmeleri sanki açıklıyor: İkili Devlet.

- İçişleri Bakanı en çok AKP’li belediyelere soruşturma izni verildiğini açıklamıştı ama sabaha karşı operasyonlar, ev aramaları ya da özel yaşama ilişkin görüntülerle karşılaşmıyoruz. Bu söz ettiğiniz İkili Devlet biçimi mi?

İkili Devlet, bir yanda hukuk kuralları yani normlar işlerken öbür yanda halin icabına göre işleyen politik kararların hüküm sürmesidir. Bu teori, Nazi Almanyasının dünya savaşına kadar olan yıllarını anlatır.  Bir yanda “Milli Yapıcı Kuvvetler” içinde değerlendirilen kişiler vardır, bu kişilere önceden ilan edilmiş hukuk kuralları uygulanır. Milli görülmeyen toplum kesimleri ise normların muhatabı değildir, bu kişiler hakkında hukuka göre değil politik duruma göre karar verilir, dolayısıyla bu alanda hiçbir kural yoktur. Örneğin milli kuvvetler içinde değerlendirilmeyen kişilere sürücü belgesi verilmez hatta bir olayda doğum belgesi bile düzenlenmez. Dönemin Alman mahkemeleri bir Yahudi yönetmenin hukuki kişiliğini, sivil ölüm kavramına dikkat çekerek reddeder. Milli olmayan kesimlere karşı mahkeme kararlarının da önemi ve güvencesi yoktur, beraat eden kişiler toplama kampına gönderilir, görevden ayrılması istenen kişilere istifa ya da toplama kampına gönderme seçeneği ile şantaj yapılır ve özetle toplumun bir kesimi, hukuk güvenliğinden yoksun bırakılır ve kimin milli kimin milli olmayan niteliğine sahip olduğuna da yalnızca politik olarak ve o ana göre karar verilir.

Sorunuza, Türkiye’de artık olumsuz tekil vakıaların ötesine geçildiğinden, ne yazık ki “evet” demek zorundayım. Şu an tutuklu yargılama, telefon dinleme hep belli bir şablonu gösteriyor. Maddi gerçeği araştırmanın ötesine geçilip aynı partiye, süreklilik ilişkisi içinde uygulamalar söz konusu ise hukuk devletinin dışında ikili bir yapının arz ettiğini söyleyebiliriz. Hukuk vardır, işleyişine devam eder ama belli siyasi saiklerle, belli kişilere yönelik olarak hukuk kuralları uygulanmaz. Bu kişilere karşı ceza muhakemesi politik amaçlıdır, karar da politik biçimde verilir. İşte bu İkili Devlettir.

- CHP’nin mevcut yönetimi görevden uzaklaştırıldı. Adalet Bakanı kararı bağımsız ve tarafsız yargının verdiğini söyledi. CHP’nin 38. Kurultayı’na 3 yıl sonra gelen mutlak butlan da ikili devlet teorisine örnek mi?

Çağdaş hukuk, normlara göre işler ve hukuk, genel olarak sanılanın aksine, öncelikle adaleti değil hukuki güvenliği sağlamaya çalışır. Yargının bir erk olarak gücü de hukukun ilkelerine göre ve önceden ilan edilmiş normlara göre karar vermesinden ileri gelir. Düşünün bir tarihçi herhangi bir tarihi belgeye dayanmadan “Ben böyle düşünüyorum” diye bir tarihi vakıayı anlatabilir mi? Hukukçu da hukukun ilkelerine, metodolojisine ve normlara dayanmaksızın öyle istiyor ya da isteniyor diye karar verirse, bu şeklen bir hukuki karardır ama esasen ortada bir hukuki karar yoktur. Bir istinaf dairesi yarın “2014 seçiminde hukuka aykırılıklar varmış önceki hukuki duruma dönüyoruz ve 2014 öncesindeki cumhurbaşkanı göreve gelmiştir” diye karar verebilir mi? Diyeceksiniz ki hukuken zaten veremez de fiilen de böylesi bir karar verilemez. Evet cevap budur. CHP hakkında verilen mutlak butlan kararı, hukukun ilkelerinin, metodolojisinin ve Türkiye’deki geçerli normların tümden reddiyesidir. Böyle bir kararın verilebilmesinin hukuki gerekçesi sözdedir, fiilen bu karar verilebildiği için verilmiştir. Hukukun ve hukuk uğraşısının tümden reddiyesi anlamına gelen bu karara karşı hukuki çare öneren hiçbir görüşü, bir hukukçu olarak ciddiye almıyorum. Böylesi saf bir politik bir karara karşı hukuken değil ancak politik olarak mücadele edilebilir.

Türkiye’de hala siyasi partiler ayrıcalıkları yürürlükte, hala seçim yargısı ayrıca teşkilatmış durumda ve hala seçimlere ilişkin güvenceler mevcut ve bunlar ana muhalefet partisi hariç diğer partiler için geçerli. Ancak ülkenin ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayı hapiste, birçok belediye başkanı ve üyesi hapiste, belediyelerine kayyım atanmış durumda ve en nihayetinde tüm güvencelere rağmen partinin seçimi tanınmıyor ve partinin kendi yönetimini belirleme hakkı elinden alınıyor. Yani hukuk kuralları yürürlükte ve kimilerine uygulanıyor ama kimileri için ise hukuka göre değil politik halin icabına göre karar veriliyor. O halde CHP’ye mutlak butlak kararı, püripak bir ikili devlet tasarrufudur.

- İBB davaları 9 Mart’ta başladı. Bugüne kadarki yargılama sürecinde ortaya çıkan tabloyu nasıl yorumlarsınız?

İlk olarak kanaatimce teknik ama hayli önemli bir yanlıştan başlamak gerekiyor esasa temas etmeden önce. Duruşma teknik bir evredir. Tüm süreçler Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bellidir. Herhangi bir ceza davasında iddianamenin kabulü kararı okunur ve duruşmanın başladığı açıklanır. Yoklama alınır, iddianame anlatılır ve sanığa ilişkin isnatlar belirtilerek sanığın savunmasının ne olduğu sorulur. Klasik sistem bu. Ama İBB duruşmasında yoklama alınamıyor, sadece isim okunuyor. İddianamenin kabulü kararının okunması da söz konusu olmamış. Teknik olarak baktığınızda bir duruşmanın başladığından söz edemeyiz. Büyük bir dava olduğu için usulden bozma kararı çıkar mı çıkmaz mı emin değilim ama ana muhalefetin cumhurbaşkanı adayı yargılanmasaydı ya da bu kadar göz önünde bir dava olmasaydı usulden bozma kararı gelirdi. Çünkü daha ilk düğme yanlış iliklenmiş durumda.

- Etkin pişmanlıktan yararlanan bir iş insanının ifadesini hür iradesiyle vermediğini söyleyerek vazgeçtiğini gördük. Bu durum davayı nasıl etkiler?

Ceza muhakemesinde birden fazla kez beyan verilebilir. Örneğin kollukta, savcılıkta ve mahkemede farklı zamanlarda farklı ifadeler verilebilir. Eğer sanığın ifadelerinde çelişki mevcutsa önceki ifadeler okunabilir ve çelişkiler giderilmeye çalışılır. Bahsettiğiniz örnekte sanığın soruşturmadaki beyanları ile kovuşturmadaki beyanları arasında açıkça bir çelişki söz konusu. Bu halde hangi beyan ya da beyanlar, başkaca delillerle desteklenebiliyorsa onun hükme esas alınması gerekir. Adı geçen iş insanının önceki beyanlarının soyut olduğunu görüyoruz ve bu kişi aleyhine ifade verdiği bazı kişileri hiç tanımadığını dahi söylüyor. Dolayısıyla önceki beyanların delil vasfı kalmadı. Bu kişinin iradesinin etkilendiğinin kabulü, adı geçenin önceki beyanlarının tamamının, aksi ispat edilmemesi durumunda, hükme esas alınmamasını gerektirir ve savcılık tarafından bir yönlendirme iddiası olduğundan diğer etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin beyanlarının da ayrıca incelenmesi ihtiyacını bize gösteriyor.

- Mahkeme heyetinin genç ve tecrübesiz olduğu yönünde tartışmalar da yapılmıştı. Dünyanın dahi gündeminde olan bu tarz davalara bakan hâkimlerin deneyimi ne olmalı, teamül nedir?

Belli bir kural yok

🔴

Son dakikayı kaçırma!

Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.

Paylaş: WhatsApp X

İlgili Haberler

Demirlere saplandı! İşçinin feci sonu
Son Dakika

Demirlere saplandı! İşçinin feci sonu

1 saat önce

Aydınlı hayvan besicisi: '100 kilo hayvan 32 bin lira, bir çuval yem 1000 lira'
Son Dakika

Aydınlı hayvan besicisi: '100 kilo hayvan 32 bin lira, bir çuval yem 1000 lira'

1 saat önce

Anne, baba ve 3 çocuk yan yana defnedildi!
Son Dakika

Anne, baba ve 3 çocuk yan yana defnedildi!

2 saat önce