Portre | Kemal Kılıçdaroğlu geçmişten bugüne nasıl bir siyasi profil çizdi?
Mahkemenin CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı'nı geçersiz sayan mutlak butlan kararıyla eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu da görevine iade edildi.
Kılıçdaroğlu, Türkiye'de son yılların en önemli siyasi figürlerinden.
AKP'nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002'deki genel seçimde milletvekili seçilen Kılıçdaroğlu, 2010'dan 2023'e 13 yıl boyunca partisinin genel başkanıydı.
2023'teki kurultayda Özgür Özel'e yenilse de Kılıçdaroğlu'nun kurultay davasının olası sonuçlarından biri olarak partinin başına atanması ihtimali tartışılır hale geldi.
Kılıçdaroğlu'nun nasıl bir siyasi profile sahip olduğunu ve kamuoyundaki imajının nasıl dönüştüğünü inceledik.
Tunceli'de yoksul bir Alevi ailenin bir çocuğu olarak doğan Kılıçdaroğlu, 68 kuşağındandı.
Ancak Ankara İktisadi ve Ticari ilimler Akademisi'nde okurken, o dönem okulundaki siyasallaşmış gençler gibi radikal sol akımlar içinde yer almadı.
Daha "ortaya" yakın bir tercih yaptı.
Bu, onun ilerideki siyasi yaşamına dair de fikir veriyordu.
Üniversiteden sonra hesap uzmanı oldu ve 30 yıla yakın bürokraside çalıştı.
1990'ların sonlarında yaklaşık 1,5 yıl Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürlüğü görevini yürüttü.
Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün. Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın
1999'da emekli olduğunda Demokratik Sol Parti'ye (DSP) başvurdu ancak Bülent Ecevit tarafından kabul edilmedi.
Vatandaşın Vergisini Korumu Derneği'nin başkanlığını yaptı.
Bu sırada CHP'ye hazırladığı yolsuzluk raporuyla dikkat çekti ve dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın davetiyle partiye katıldı ve 2002'de milletvekili seçildi.
Kaynak, ADEM ALTAN/AFP via Getty Images
Sade bir milletvekiliyken yolsuzluk çıkışlarıyla bir anda parladı.
2009 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı'na aday olduğunda partisinin oylarını artırsa AKP'li rakibi Kadir Topbaş'ın gerisinde kaldı.
"Gandi" lakabı kendisine bu dönemde takıldı. "Sakin güç" yakıştırmaları yapıldı.
İlerleyen yıllarda yine beklenmedik bir hamleyle Baykal'a bayrak açtı.
Baykal, Mayıs 2010'da yayımlanan ve kendisinin seks kasedi olduğu iddia edilen bir videonun ardından istifa etti.
Kılıçdaroğlu, 22 Mayıs 2010'da yapılan CHP'nin 33. Olağan Kurultayı'nda genel başkan seçildi.
Kısa süre sonra ise yine bir sürpriz yaparak kendisinin önünü açan CHP Genel Sekreteri Önder Sav ve ekibini tasfiye etti.
Kaynak, ADEM ALTAN/AFP via Getty Images
Kılıçdaroğlu'nun liderliğiyle CHP'de değişim tartışması yaşandı. "Yeni CHP" kavramı kullanıldı.
Bonn Üniversitesi öğretim üyesi, siyaset bilimci Doç. Dr. Şebnem Yardımcı Geyikçi, Kılıçdaroğlu'nun bu süreçteki rolünün önemli olduğu yorumunu yapıyor:
"Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal CHP'sinde bir değişim dönüşüm başlatmış bir isim.
"CHP'yi, rejimi korumak isteyen, gerektiği zaman askerle veya diğer veto oyuncularıyla ortaklık kurabilecek refleksler gösteren bir partiden siyasete rekabeti taşımaya çalışan bir partiye dönüştürmek istedi."
Kaynak, ADEM ALTAN/AFP via Getty Images
Binali Yıldırım Üniversitesi öğretim üyesi, siyaset bilimci Dr. Celal Oral Özdemir de Kılıçdaroğlu'nun kendi adıyla bir model oturttuğunu belirtiyor:
"Farklı siyasi grupları CHP çatısı altında toplama siyaseti izledi. Özgür Özel de Kürt demokratlar, sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar, muhafazakâr demokratlar diye sık sık dillendiriyor. Kılıçdaroğlu da Sezgin Tanrıkulu, Mehmet Bekaroğlu, Sencer Ayata, Bülent Kuşoğlu gibi isimleri partiye aldı. Bu kişiler, Emine Ülker Tarhan ya da Kemal Anadol gibi isimlerin yerine geçti."
Dr. Özdemir, Kılıçdaroğlu'nun ilk dönemdeki imajının "dürüstlük, şeffaflık, koltuk sevdasına sahip olmama" üzerine kurulduğunu söylüyor.
Ayrıca "mütevazi yaşam" vurgusundan bahsediyor.
İlerideki "mutfak videoları da" bunu vurgulayacaktı.
Kılıçdaroğlu döneminde partinin ideolojik olarak hangi yöne gittiği farklı yorumlara konu oldu.
Başında kasketiyle yaptığı ilk kurultay konuşmasında daha sol bir söylem kullandı.
Baykal'ın son döneminde partide baskın olan "ulusalcılık" anlayışı zamanla güç kaybetti.
Bu dönüşüm özellikle 7 Haziran 2015'te yapılan genel seçimde sosyal politikalar üzerinden yürütülen kampanyada karşılık buldu.
"Yoksullukla mücadele" ve "beşli çete" gibi söylemler kimi yorumcular tarafından "solda" bulundu.
Ancak diğer yandan Kılıçdaroğlu, hem partiye aldığı isimler hem bazı danışmanları hem de sağ ile ittifak stratejisi gibi nedenlerle partiyi sağa kaydırmakla da eleştirildi.
Kimi açıklamalarında 21. Yüzyıl'da sağ-sol kavramlarının kalmadığını savunması dikkat çekti. Gençliğindeki gibi "ortaya" önem verdiğini hissettiriyordu.
Doç. Dr. Geyikçi bu tartışmalarla ilgili, "Kılıçdaroğlu kimlik siyasetini benimsedi. Kendi dışındaki kitleye ulaşabilmenin yolunu onlara açılmakla olacağını düşündü. Bu da ister istemez partiyi sağa kaydırmış gibi gözüktü" yorumunu yapıyor.
Kılıçdaroğlu'nun politikalarına karşı hem parti içinden hem de genel olarak muhalefetten dönem dönem sert eleştiriler yükseldi.
2014'te Ekmeleddin İhsanoğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığı, 2016'da Meclis'e gelen dokunulmazlık teklifine Anayasa'ya aykırı olsa da "Evet" diyeceklerini açıklaması, 2017'de Anayasa referandumunda "mühürsüz oylar tartışmasındaki" tavrı muhaliflerin tepkisini çekti.
Ayrıca parti içinde ise bazı kesimler onu, "Çevresindeki bir grup danışmanla partiyi yönetmekle" eleştiriyordu.
Genel merkezde danışmanların bulunduğu 14. kat, eleştirilerin simgesi olmuştu.
Yine "partiyi sokaktan çekmesi" de eleştiriliyordu.
Kaynak, Metin Aktaş/Anadolu Agency/Getty Images
Dr. Özdemir, Kılıçdaroğlu'nun sokakla ilişkisini, "Ben liderim, bir eylem yapılacaksa ben yaparım, insanları sokağa sürmem' diyordu. Adalet Yürüyüşü'nde Maltepe'ye girerken tek başına yürüyordu ve halk etrafındaydı" sözleriyle yorumluyor.
Doç. Dr. Geyikçi ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP lideri Özgür Özel'e çağrı yaparak kullandığı "Ankara merkezli siyaset" anlayışının Kılıçdaroğlu için geçerli olduğunu söylüyor:
"Yani muhalefeti sokaktan çeken, siyaseti genel merkezde yapan, devleti koruma gibi bir misyonun parçası olduğuna inanan bir siyasi aktördü. Şu anda Özgür Özel'e karşı duyulan rahatsızlığın bir nedeni de bu çünkü o, siyaseti Ankara merkezinden alıp yeniden bütün Türkiye'ye ve daha toplum temelli hale getirmeye çalışıyor."
Kaynak, ADEM ALTAN/AFP via Getty Images
Geliştirdiği ittifak stratejisinin ilk adımı, 2014'te yapılan ve cumhurbaşkanını ilk kez doğrudan halkın belirlediği seçimde, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli ile birlikte Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday göstermesi oldu.
Eleştirilere karşı CHP tabanına "Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz" dedi.
Ancak İhsanoğlu, Erdoğan'dan fark yedi.
2018'de Millet İttifakı, 2019 yerel seçimlerinde ise bazı seçim bölgelerinde CHP-İYİ Parti ittifakı vardı.
2019'daki stratejinin sandıkta karşılığı olumlu oldu.
Atılım yapan CHP, Ankara ve İstanbul'u da uzun yıllar sonra geri aldı.
Bu seçime kadar 1994'ten bu yana Ankara'yı Melih Gökçek yönetiyordu. İstanbul'u ise aynı dönemde sırasıyla Recep Tayyip Erdoğan, Ali Müfit Gürtuna ve Kadir Topbaş yönetmişti.
Kaynak, Tunahan Turhan/SOPA Images/LightRocket via Getty Images
Siyasette İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş'ın yıldızı parladı.
Bu başarı görüntüsü, Kılıçdaroğlu'nun konumunu yeniden güçlendirdi.
Doç. Dr. Geyikçi, partideki değişim dışında da Kılıçdaroğlu'nun Türk siyasetine yaptığı bazı pozitif katkılar olduğu görüşünde:
"Mesela muhalefetin birliği, Kılıçdaroğlu'nun projesiydi. Ya da CHP'nin artık kendi kitlesi dışındaki kitlelere ulaşabilmesini sağlamak için bazı adımlar atması gerektiğine inanan da Kılıçdaroğlu'ydu."
Kılıçdaroğlu, 2023 seçimleri öncesi altı partiden oluşan "Altılı Masa"yı kurdu.
Ancak cumhurbaşkanı adaylığı konusu masada krize neden oldu.
İlk turu 14 Mayıs, ikinci turu 28 Mayıs 2023'te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yenildi.
Kılıçdaroğlu ilk turda oyların yü
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
