Trump-Şi zirvesi bekleneni vermedi
ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyaretinin son gününde Şi Cinping’in kendisini ağırladığı Zhongnanhai bahçelerinde yürüyüp çay içtikten sonra Pekin’den ayrıldı. Sıcak mesajlar, gösterişli törenler ve “dostluk diplomasisine” rağmen ABD-Çin zirvesi beklendiği ölçüde büyük sonuç üretmedi. Trump dönüş yolunda başkanlık uçağı Air Force One’da yaptığı açıklamalarda “Muhteşem ticaret anlaşmaları yaptık” dese de, üç günlük temasların ardından tarafların en kritik başlıklarda somut ilerleme sağladığına dair net işaretler ortaya çıkmadı. Reuters ve BBC’ye göre zirve daha çok ilişkileri yatıştıran sembolik görüntüler üretirken, piyasaların ve iş çevrelerinin beklediği kapsamlı ekonomik kırılım gerçekleşmedi. CEO’LAR BOŞUNA MI GİTTİ
Trump özellikle Boeing’den 200 uçak alımı, enerji ve tarım ürünleri satışları gibi başlıkları öne çıkardı. Ancak Pekin yönetimi bu anlaşmaların büyük bölümünü doğrulayan ayrıntılı açıklama yapmadı. Çin Dışişleri Bakanlığı yalnızca iki ülkenin ekonomik ilişkilerde “istikrarı artırması gerektiğini” söylemekle yetindi. Trump’ın “Boeing 150 istiyordu, 200 aldık” sözleri Washington cephesinde başarı mesajı olarak sunulurken, Çin tarafının sessizliği dikkat çekti.
Trump’ın yanında Elon Musk ve Nvidia CEO’su Jensen Huang gibi isimleri de Pekin’e götürmesi, yapay zekâ, yarı iletkenler ve elektrikli araçların zirvenin gerçek gündemlerinden biri olduğu değerlendirmelerine yol açmıştı. Buna rağmen ABD’nin Çin’e yönelik gelişmiş çip kısıtlamaları, kritik mineraller, yapay zekâ erişimi ve Çinli elektrikli araçların ABD pazarına girişi gibi başlıklarda kayda değer ilerleme sağlanamadı. Beyaz Saray’ın açıkladığı yeni “Ticaret Kurulu” mekanizması da daha çok mevcut gerilimi yönetmeye dönük bir adım olarak değerlendirildi.
Zirvenin en hassas başlıklarından biri ise Tayvan oldu. Şi’nin görüşmelerde Trump’a Tayvan meselesinin “yanlış yönetilmesi halinde çatışmaya yol açabileceği” uyarısını yaptığı belirtildi. Trump dönüş yolunda gazetecilere “Tayvan konusunu detaylı şekilde konuştuklarını” belirterek, “Hiçbir taahhütte bulunmadım” dedi ve ABD’nin Tayvan’ı savunup savunmayacağı sorusuna doğrudan yanıt vermedi. “Şu anda en son ihtiyacımız olan şey bir savaş” diyen Trump, Tayvan’a silah satışları konusunda kararın daha sonra verileceğini söyledi.
ABD’li muhabirler, Amerikan heyetinin Çin’den ayrılırken Pekin yönetimi tarafından verilen tüm hediyelerin ve malzemelerin güvenlik gerekçesiyle imha edildiğini aktardı.
Uluslararası analistler de zirvenin, ABD ile Çin arasındaki temel rekabet alanlarını çözmekten çok gerilimi yönetmeye dönük olduğu görüşünde birleşti. Reuters, Trump’ın Pekin’den “sıcak mesajlar ama sınırlı kazanımlarla” ayrıldığı yorumunu yaparken, BBC görüşmelerin daha çok sembolik diplomasi ve olumlu söylemler ürettiğini yazdı. Guardian’a konuşan uzmanlar ise Çin’in bu süreçte “stratejik istikrarı” korumayı ve mevcut güç dengesini sürdürmeyi hedeflediğini değerlendirdi.
Şİ TRUMP’A BAHÇE GEZDİRDİ ‘BİR SEN GELDİN BİR PUTİN’
ZİRVE, yalnızca ticaret ve jeopolitik başlıklarla değil, Pekin’deki Çin Komünist Partisi’nin Zhongnanhai yerleşkesinde yapılan alışılmadık bir bahçe gezisiyle de dikkat çekti. Duvarlarla çevrili ve Çin yönetiminin kalbi sayılan kompleksin asırlık ağaçlarını birlikte gezen liderler, açık kalan mikrofonlara yansıyan sohbetlerde 200 ila 400 yıllık ağaçlar hakkında konuştu. Şi’nin Trump’a “bin yıllık ağaçlar da var” demesi üzerine Trump şaşkınlıkla “Bu kadar uzun mu yaşıyorlar?” dedi. Trump’ın bahçeyi çok beğenmesi üzeri Şi kendisine gül tohumları göndereceğini söyledi. Trump’ın yerleşkeye başka liderlerin de gelip gelmediği sorusuna Şi, bunun çok nadir olduğunu söyleyerek Rusya lideri Vladimir Putin’in daha önce yerleşkeyi ziyaret ettiğini kaydetti.
WASHINGTON’un Pekin’den sonuç almak istediği bir diğer kritik dosya İran’dı. Trump, Şi ile İran savaşının sona ermesi konusunda “benzer düşündüklerini” söyledi; Hürmüz Boğazı’nın açık kalması ve İran’ın nükleer silah sahibi olmaması gerektiği konusunda ortak mesaj verdi. Ancak Çin tarafı yine yalnızca ateşkes çağrısını tekrarladı ve İran üzerinde daha fazla baskı kurulacağına dair açık bir taahhütte bulunmadı. ABD yönetimi Çin’in İran üzerindeki ekonomik etkisini kullanmasını isterken, Pekin savaşın başından beri sürdürdüğü temkinli çizgiyi büyük ölçüde korudu.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
