Şampiyonluğu yönetmek: Bir idolün mirası ve G.Saray'ın gelecek sınavı
Galatasaray yıllardır başka bir şey yapıyor: Şampiyonluğu yönetiyor. Bu, basit bir başarıdan çok daha önemli bir disiplindir. Çünkü şampiyon olmak başka bir yetenek, o şampiyonluğu yönetebilmek ise bambaşka bir vizyon gerektirir. Galatasaray, uzun süredir sahaya ‘ben zaten kazanırım’ duygusuyla çıkıyor. Bu bir kibir değil; bu bir şampiyonluk alışkanlığıdır. Türkiye’de kurulan bu psikolojik üstünlüğün en önemli mimarlarından biri de şüphesiz Mauro İcardi oldu.
SADECE BIR GOLCÜ DEĞiL BiR ÖZGÜVEN MiMARI
İCARDİ, İstanbul’a geldiğinde sadece bir golcü değildi; aslanın öz güvenini geri getiren bir liderdi. Derbilerdeki soğukkanlılığı, imkansız denilen açılardan attığı goller ve o meşhur gol sevinciyle rakip kaleleri değil, bir camianın umudunu fethetti. Ali Sami Yen’in çimlerine her bastığında taraftara şu güveni verdi: “Eğer İcardi sahadaysa, henüz hiçbir şey bitmemiştir.” İcardi şimdi ardında devasa bir miras bırakarak gidiyor. Ya da öyle konuşuluyor! Galatasaray tarihinin en golcü yabancısı olması ya da kazandığı kupalar elbette çok değerli; ancak mirasının asıl gücü başka bir noktada: Okul bahçelerinde, semt sahalarında ellerini kulaklarına götürüp onun gibi sevinen binlerce çocukta. İcardi, bir jenerasyona sadece futbolu değil, tutkuyu sevdirdi. Sarı kırmızı saçları ve çocuklarla kurduğu samimi bağla, minik kalplerde ömür boyu sürecek bir Galatasaray aşkının tohumlarını ekti. Arşive her bakıldığında, her “Aşkın Olayım” melodisinde bir parça İcardi hep kalacak.
DUYGULARDAN ARINMIŞ BiR AKIL DÖNEMi
TÜM bunları başa koyarak şunu da tartışalım. İcardi, Galatasaray’a çok şey verdi; ancak bundan sonrası için ne vereceği yönetim tarafından çok iyi tartılmalıdır. Futbolda sevgi, en yüksek sempatiden en sert antipatiye hızla dönüşebilir. Bunu sezon içerisinde yaşadık. Galatasaray’ın kendisini yenilemesi, daha üst seviyeye çıkabilmesi için her zaman elindeki oyuncunun daha iyisini bulabilme kudretini göstermesi gerekir. Victor Osimhen’in olası satışı gündemdeyken alternatifsiz kalma endişesi duyulabilir. Ancak dört senelik bir dominasyondan sonra, bu endişeleri yönetecek bir vizyon şarttır.
SUYA YAZILAN DEĞiL KALICI BAŞARI
DRİES Mertens ve Fernando Muslera örneklerinde yaşanan “geç kalma” durumlarından dersler çıkarılmalıdır. İcardi konusunda hata yapmadan, içerdeki tüm ağırlık merkezlerini ve sezon boyu yaşanan endişeleri tek tek değerlendirerek doğru adım atılmalıdır. Galatasaray artık başarısını suya yazan değil, elde ettiği bu büyük gücü bir koz olarak kullanıp “daha iyi seviyeye nasıl çıkarım?” sorusuna cevap arayan bir şekilde ilerlemelidir.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
