Toprak altındaki yaşam tehdit altında
Bu aylarda toprağı çoğu zaman bitkilerin fışkırdığı, yeşilin yeniden nefes aldığı bir yüzey gibi görürüz. Oysa toprağın altında, gözden uzak ama yaşamı ayakta tutan sessiz bir evren vardır: Mantarlar, solucanlar, böcekler, mikroorganizmalar ve köklerle birbirine bağlanan ağlar… Toprak sağlığı dediğimiz şey, işte bu görünmeyen evrenin canlılığından başlar.
Toprak sağlığı, yalnızca tarımsal verimle ilgili bir kavram değil. Toprağın canlıları barındırma, bitkileri besleme, suyu tutma ve süzme, karbon depolama, besin döngülerini sürdürme ve ekosistemleri destekleme kapasitesini anlatır. Sağlıklı bir toprak, yağmur suyunu daha iyi emer, kuraklık karşısında daha dirençli olur, bitkilerin kökleriyle daha güçlü ilişkiler kurar. Yani toprağın sağlığı, gezegenin yaşam kapasitesinin sessiz göstergelerinden biridir.
Cambridge Üniversitesi Yayınları’nın yayımladığı “Toprağa Bağımlı Türlerin Küresel Yok Olma Riski Değerlendirmesi” başlıklı yeni çalışma, toprağın görünmeyen canlılarının karşı karşıya olduğu tehdide yönelik önemli bir tablo ortaya koyuyor. Araştırmada IUCN Kırmızı Liste kapsamında 8 bin 653 toprağa bağımlı tür incelendi. Bu türlerin 1758’inin, yani yüzde 20.3’ünün küresel ölçekte tehdit altında olduğu belirtiliyor. 1722 tür ise “veri eksikliği” kategorisinde. Yani birçok tür için ne kadar risk altında olduklarını bile tam olarak bilmiyoruz.
Çalışma ayrıca 35 toprağa bağımlı türün küresel olarak yok olduğunu aktarıyor. Bu sayı ilk bakışta küçük görünebilir ancak asıl sorun, toprağın altındaki yaşamın büyük bölümünün hâlâ yeterince tanınmaması. Yer üstündeki büyük memeliler, kuşlar veya ormanlar daha kolay görünürken toprağın içindeki omurgasızlar, mantarlar, kök çevresi canlıları ve mikroorganizmalar çoğu zaman koruma gündeminin dışında kalıyor.
Oysa toprağa bağımlı türler gezegenin en temel işlerinde çalışır. Organik maddeyi ayrıştırır, besinleri yeniden dolaşıma sokar, toprağı havalandırır, bitkilerin büyümesini destekler. Bir solucanın açtığı küçük tünel, bir mantar ağının taşıdığı besin, bir böceğin dönüştürdüğü yaprak parçası, yaşamın devamı için görünmez ama vazgeçilmez emeklerdir.
Toprak yalnızca biyolojik değil, tarihsel bir bellek de taşır. Washington Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Profesörü David R. Montgomery, Dirt: The Erosion of Civilizations (Toprak: Uygarlıkların Aşınması) kitabında uygarlıkların toprağı kullanma biçimleriyle kendi kırılganlıkları arasındaki ilişkiyi inceliyor. Kaliforniya Üniversitesi Yayınları tarafından 2007’de yayımlanan kitap, toprağın kaybının yalnızca verimli bir yüzeyin değil kültürlerin, gıdanın ve yaşamı sürdüren görünmez anlaşmaların kaybı olduğunu da gösterir nitelikte.
Toprak sağlığı için atılacak adımlar yalnızca çiftçilerin veya bilim insanlarının konusu değil. Organik maddeyi artıran tarım uygulamaları, kompost, erozyonla mücadele, kimyasal yükün azaltılması, mera ve orman ekosistemlerinin korunması kadar kentlerde geçirgen yüzeylerin çoğaltılması da bu konunun parçası. Her bahçe, park, bostan ve kent toprağı, görünmeyen canlıların yaşam alanı olabilir.
Bu yüzden baharda toprağa bakarken yalnızca filizlenen bitkileri değil, o filizleri mümkün kılan sessiz ortaklarımızı da hatırlamamız gerekiyor. Toprak cansız bir zemin değil yaşayan, nefes alan, hafıza tutan bir sistem. Onu kaybetmek, yalnızca verimli bir yüzeyi değil, yaşamı birbirine bağlayan görünmez akrabalıkları da kaybetmek demek.
Toprak sağlığı, gezegen sağlığıdır. Ve belki de bu bahar, toprağın üstünde gördüğümüz yeşilin sevincini, altında süren görünmez yaşamı koruma sorumluluğu ile birlikte okumamız gerekiyor.
Araştırmaya göre tehdit altındaki toprağa bağımlı türler için en büyük baskılar arasında tarım, yapılaşma, ağaç kesimi, istilacı türler, iklim krizi ve aşırı hava olayları yer alıyor. Tarım faaliyetleri 1046 türü, konut ve ticari gelişim 578 türü, ağaç kesimi 530 türü, istilacı türler 523 türü, iklim krizi ve şiddetli hava olayları ise 409 türü tehdit altında bırakıyor. Toprak sağlığı bozulduğunda su döngüsü, gıda üretimi ve ekosistemlerin yenilenme kapasitesi de zarar görüyor.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
