Kumların altındaki sır! Piramitlerdeki gelişme bilim dünyasını ikiye böldü… Bu kez farklı olan nedir?
Mısır’daki Gize Platosu bu kez “ikinci Sfenks” iddiasıyla gündemde. Bölgedeki gizemli bir tepenin çevresinde çok sayıda derin kuyu bulunduğunu gösteren yeni görüntüler, yıllardır zaman zaman ortaya atılan bu tartışmayı yeniden canlandırdı. Gündeme gelen görüntüler, Gize Platosu’nun kuzeybatı bölümünde, batı mezarlığına yakın bir alanda çekildi. Bu bölge zaten tarih boyunca mezar şaftları, kaya oyma yapılar ve antik defin kompleksleriyle bilinen bir nokta. Tartışmayı büyüten unsur ise, söz konusu tepenin etrafında kümelenmiş çok sayıda dikey kuyunun bir arada görülmesi oldu. İddiayı savunan araştırmacılar, bu yoğunluğun sıradan mezar düzeninden fazlasına işaret edebileceğini öne sürüyor. Buna karşılık Mısırlı arkeolog Zahi Hawass, Gize çevresinin onlarca yıldır kapsamlı biçimde incelendiğini ve ikinci bir Sfenks’e işaret edecek iz bulunmadığını açıkça söylüyor.
Araştırmacının yeni yayınladığı videoda tepenin çevresinde yürürken kaya içine oyulmuş kare biçimli çok sayıda kuyunun yanından geçtiği görülüyor. Bu açıklıklardan bazılarının dar, bazılarının ise daha geniş olduğu; çoğunun bugün kumla dolu olduğu aktarılıyor. İddiaya göre bu kuyuların bir bölümü onlarca metre derine iniyor olabilir ve bu da yüzeyin altında daha büyük bir yapı ya da ağ bulunduğu şüphesini güçlendiriyor. Ancak bu noktada önemli ayrım şu: Kuyuların varlığı tek başına ikinci bir anıta kanıt oluşturmuyor. Gize’nin bu kesiminde çok sayıda mezar şaftı ve defin yapısı bulunması zaten beklenen bir durum.
İddiayı savunanlar, söz konusu tepenin altında radar ve benzeri uzaktan algılama yöntemleriyle tespit edildiği söylenen büyük bir “anomali” bulunduğunu öne sürüyor. Onlara göre bu anomali, doğal kayadan farklı özellikler gösteren büyük bir kütleye işaret ediyor olabilir. Hatta bazı yorumlarda, bunun mevcut Büyük Sfenks’in karşısına denk düşen kayıp bir ikiz anıt olabileceği ileri sürülüyor. Fakat bu veriler bağımsız, hakemli ve geniş kabul görmüş arkeolojik kazılarla doğrulanmış değil. Bu yüzden bilimsel açıdan hâlâ “iddia” aşamasında kalıyor. NEDEN İKİNCİ SFENKS DENİYOR?
Bu teori aslında yeni değil. İkinci bir Sfenks düşüncesi yıllardır, özellikle eski Mısır ’daki simetri anlayışı ve bazı metinlerin yorumu üzerinden zaman zaman gündeme geliyor. İddianın dayanaklarından biri, Büyük Sfenks’in patileri arasındaki ünlü Rüya Stelinde iki Sfenks figürü görülüyor olabileceği yönündeki yorum. Ayrıca antik Mısır mimarisinde ikili düzen, denge ve simetri fikrinin güçlü olduğu da sık sık hatırlatılıyor.
Ancak burada kritik nokta, metin ve kabartma yorumlarının arkeolojik kanıtla aynı şey olmaması. Hawass, ikinci Sfenks teorisine dayanak olarak kullanılan metinlerin ve yorumların güvenilir tarihsel delil sayılamayacağını, Gize’deki anıtların jeolojik ve mimari bağlamının da böyle bir ikinci dev yapıyı desteklemediğini belirtiyor. Ona göre Büyük Sfenks doğrudan doğal kireçtaşı ana kayadan oyularak yapıldı; benzer ölçekte ikinci bir anıt için de uygun jeolojik zemin ve ondan geriye kalmış belirgin izler gerekirdi. Şu ana kadar böyle bir iz bulunmuş değil.
Gize Platosu , dünyanın en çok incelenmiş arkeolojik alanlarından biri. Bu yüzden yeni ve çarpıcı iddialar ortaya atıldığında, uzmanlar önce çok daha sıkı kanıt arıyor. Çünkü bölgede yer altı boşlukları, tüneller, mezar şaftları, eski kazı izleri ve dolgu alanları bulunması başlı başına sıra dışı sayılmıyor. Özellikle kum yığınlarının veya dolgu tepelerinin altında “gizli yapı” bulunduğu iddiası, doğrudan kazı, stratigrafi ve sağlam arkeolojik belge olmadan kabul görmüyor. Hawass da geçmişte Sfenks çevresinde yapılan incelemelerde gizli büyük bir yapı ortaya çıkmadığını defalarca dile getirdi.
Üstelik arkeoloji dünyasında, uzaktan algılama verileri çoğu zaman yalnızca bir başlangıç kabul ediliyor. Yani radar, titreşim ya da benzeri yöntemlerle görülen her anomali mutlaka bir heykel, oda ya da anıt anlamına gelmiyor. Bazen doğal jeolojik farklılıklar, eski kazı artıkları ya da yer altındaki düzensiz kaya yapıları da benzer izler verebiliyor. Bu nedenle ikinci Sfenks iddiasının gerçekten ciddiye alınabilmesi için, sahada çok daha net ve denetlenebilir veriler gerekiyor.
Şimdilik Gize’deki bu tepe, kesin bir keşiften çok yeni bir tartışmanın merkezinde duruyor. İddianın destekçileri, mevcut kuyulardaki kumun dikkatli biçimde temizlenmesi ve alanın daha ayrıntılı incelenmesiyle yer altındaki yapının anlaşılabileceğini savunuyor. Karşı taraftakiler ise, yıllardır ortaya atılan benzer sansasyonel tezlerin çoğunun kanıtlanamadığını hatırlatıyor.
Son dakikayı kaçırma!
Haberin tamamlayıcısı: Telegram kanalımızdan anlık bildirim, sosyal medyadan gün boyu özetler.
